Mustafa KALABALIK Köşe Yazısı
Epistemoloji, ya da bilgi felsefesi; “bilginin doğası, kapsamı ve kaynağı ile ilgilenen felsefe dalıdır” diye tarif ediliyor.
Teknolojik gelişmelerden doğru şekilde yararlanıldığında, insanın “acaba”ları azalıyor.
En azından, çok kısa sürede aradığın “acaba” cevapsız da kalmıyor..
Artık, herhangi bir konuda, çok kısa sürede bir fikir sahibi olmak istiyorsak, başvurduğumuz sanal alemdeki sırdaşımız, danışmanımız sanal ansiklopediler oluyor…
Eğitim ve öğretimin, bilgi ile ilginin aralarındaki ilişkileri, bilgileri olmasına rağmen tamamen cahilce, bilgisizce veya cüretkar bir şekilde aksini yapanlar için “acaba ne yapılabilir?” diye düşünceler içine girdiğinizde, siz de elinizdeki teknolojik imkanlarla sorgulayabilirsiniz..
Mesela ben de “bilgi dediğin nedir” sorusuna farklı nasıl bir cevap alabilirim ki diye sormak istedim!
Karşıma, bilginin doğası, kapsamı ve kaynağı ile ilgilenen felsefe dalı olarak “epistemoloji” çıktı.
Bilginin sadece eğitim ve öğretimle değil, “doğruluk”, “gerçeklik”, “temellendirme” ve “akılcılık” gibi sayılabilen daha ayrıntılı, hatta çoğumuzun bilgi ile bağdaştıramayacağı bir soyutlukta yaklaşımların olduğu görülüyor..
Çevremizde bilgili geçinip, hak etmediğini düşündüğünüz makamlarda bulunan insanların, özellikle toplum adına yetki ve sorumluluk alıyorlarsa eğer, onları oraya getiren insanlarla birlikte, bilerek, inanarak ve güvenerek bu konumları kendilerine teslim etmeleri nedeniyle sorgulanmalarını, eleştirilmeleri gerektiğini düşünüyorum.
En azından günümüz yaşam koşullarında, her şeyin sadece alışkanlıklarından kaynaklanan “doğru gibi!” şeyleri mutlak doğru olarak görmemeleri gerektiği de sorgulanmalı…
“Allah akıl fikir versin!” diye hepimizin hemen hemen her gün kullandığı sadece dört kelimelik bir cümleyi, ne için, kimler için kullandığımızı lütfen bir düşünün..
Gerçekten de, öncelikle bilginin kaynağının akıl olduğunu farkına varmalıyız!
Tabi “akıl”ın, insanlık adına, çevre adına, toplum adına olumlu kullanılmasını kastettiğimi de vurgulamalıyım.
Doğru akıl yürütüp, doğru işler yapıldığında, bilgi ile birlikte muazzam işler yapılıyor.
Bunu dünya tarihi ve bizim tarihimiz bizlere, en güzel örnekleriyle miras bıraktı aslında…
Ama onları da görebilmek, anlayabilmek gerekir önce.
Siyaset ve siyasetçinin, toplumların en bilgili, ilgili, doğruluktan, dürüstlükten, gerçeklikten, akıldan zengin olması gereken özellikleridir benim için…
Ve siyaset, vazgeçilemez bir zorunluluktur hepimiz için..
Senin adına, senin paranla, senin imkanlarınla, yine sana rağmen, senin için yapılması gereken hizmetlerin gerçeğidir “siyaset”…
Siyaset; işgal ettiğin veya edeceğin makam, mevki ve koltuktan değer almak değil!
Akıl, bilgi, eğitim, görgü, inanç, sevgi, saygı, hoşgörü ile bütünleşmiş kendi değerinle, işgal ettiğin veya edeceğin makama değer katabilmektir benim için…
Eleştiriler karşısında, pozitif katkılarla yöntemler ve söylemler üretebilmek, genellikle gündeme alınmayan konularla bilgilenmeye katkı sağlayabilmek gerek!
Toplumun istek ve ihtiyaçlarını analiz edebilmek, siyasetimiz, siyasetçimiz ve siyasi kültürümüzün zenginleşmesine katkı sağlayabilmek gerek!
Soyut ile somut bilgiler arasındaki geçişlere katkılar sunmak gerek!
Gelecekteki siyasi figüranların oluşumunda, toplum ihtiyaçlarını ve menfaatlerini gözetebilen vizyon sahibi kişileri arayıp bulmak, desteklemek gerek!
Ülkemizin siyasi ve demokratik yaşantısına, her alandaki gelişimimize katkı sağlayabilecek insanları değerlendirmek gerek!
Bilgiyi siyasette de kullanabilmek gerek!
Ama bilgiyi kullanmada, sınır, ideoloji, inanç, gurur da olmaması gerek!
2